Forum Blues
Mayıs 20, 2012, 09:47:28 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: YASAL UYARI !!!
Sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar tamamen tanıtım amaçlıdır.Her yapımcı firma tarafından kendi isimleriyle tescil ettirilmiştir. Bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır. Bu dosyaları bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır. Filmler tanıtım amaçlı olduğundan yapımcı veya ona bağlı yayıncı şirketinin bize mail atması halinde, isteği üzerine film dosyaları kaldırılır. Bu kuralı ihlal eden internet kullanıcıları bu siteyi kullanamazlar. Kullanmalarından doğacak tüm sorunlardan ve kanun ihlallerinden ForumBlues.net  sorumlu tutulamaz. Lütfen bu materyallerin lisanslarını ve albümlerini satın alınız.Yasal çerçeve içerisinde kullanmaya özen gösteriniz. Bunun dışındaki hiç bir kullanım tarzı Forumblues.net tarafından hiç bir şekilde desteklenmemektedir.
TÜM SİTE ZİYARETÇİLERİNE DUYURULUR...

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dünya Klasikleri 3  (Okunma Sayısı 6539 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TayTay
Üye
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Şubat 13, 2009, 11:54:39 ÖÖ »

MAKSIM GORKI
ESER ADI: EKMEGIMI KAZANIRKEN
Maxim Gorki'nin ayrılmaz bir bütün oluşturan üç özyaşamöyküsü romanı, yazarın çocukluk ve gençlik yıllarına olduğu kadar 19. yüzyılın bitiminde Rus küçük burjuva katmanlarının hayatına da alabildiğine nesnel bir ayna tutar. Büyük kentlerin uzağında, dünyaları küçük, hayata yönelik talepleri ve ihtiyaçları sınırlı, basit, dini inanç ile batıl inancın karışımından oluşmuş bir tutuculuğun zemininde ayakta durmak için çalışan bu insanların arasında varolma ve oradan çıkışın öyküsü, Gorki üçlemesinin de kaynağını oluşturur. Ekmeğimi Kazanırken, yazarın henüz bir çocukken dış dünyayı tanımaya ve hayata çok zor şartlarda tutunmaya çalışan insanların mücadelelerine tanık olma sürecini anlatır. Yazarın, ninesinin koruyuculuğu ile dış dünyanın acımasızlığı arasında gidip geldiği bu yıllarda, hayatının ikinci bir sığınağı da uzak akrabalarından bir mimarın yanıdır.
Ekmeğimi Kazanırken: Toplumsal çevrenin dar dünyasından çıkış arayışı.

MAKSIM GORKI
ESER ADI: BENIM UNIVERSITELERIM
Gorki'nin yaşamöyküsünü anlatan üclemenin bu son kitabı, onun yirmili yaşlaına kadar topladığıı hayat deneyimleri üzerine kuruludur. Kunduracı çıraklığından aşçı yamaklığına, kuş avcılığından ikona mağazası tezgâhtarlığına kadar bir tür hayata hazırlanma aşamalarından geçen yazar, hak ettiğini düşündüğü yüksek öğrenime yönelir. Kazan'daki üniversiteye girme imkânı bulamayan Gorki, hayat üniversitesinin içinden geçer. Önceki iki özyaşam öyküsü romanındaki doğal, kırsal dünya, burada yerini kentin izbe, içindeki hayatlar gibi yıkık dökük, ama ayakta duran binalarına bırakır. Yazar bizi, ara sıra yorum kattığı bir belgesel sinema tekniğiyle farklı toplumsal katmanları temsil eden renkli tiplerin, karakterlerin dünyasından geçirirken, 'hayat üniversitesinden mezun oluşunun' da ipuçlarını verir. Gorki, kötülüğün, hoşgörüsüzlüğün, tembelliğin ve aptallığın dünyevi ve dinsel kuramların baskısından çok daha belirleyici olduklarını hatırlatır bize; Benim Üniversitelerim, onun bu engellere karşı verdiği mücadelenin üçüncü aşamasını oluşturur.
Benim Üniversitelerim: Hayatın üniversitesi.

MAKSIM GORKI
ESER ADI: FIRTINANIN HABERCISI
Fırtınanın Habercisi, Gorki'nin en seçkin öykülerini bir araya getiriyor. Devrim öncesi Rusyası'nı, insanlarını ve hapishanelerini konu alan bu öyküler, bir anlamda yazarın hapishanede geçirdiği günlerin izlerini taşır. Öykülerdeki gözlem gücü ve yalınlık, devrim öncesi Çarlık Rusyası'nın insan ilişkilerini ve rejimin işleyişini tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir.

MAKSIM GORKI
ESER ADI: Yaşam Yolu 1 / Bir Eğitim Destanı

İç savaşın alevlerinin henüz tümüyle sönmediği ve yaşamın daha yeni yeni normale dönmeye başladığı dönemde,1920 güzünde, Eğitim Bakanlığı, o zamanlar genç bir öğretmen olan Anton Semyonoviç Makarenko'ya kimsesiz çocuklarla çocuk suçlular için bir topluluk kurma görevini verdi.1921 yılında Gorki Topluluğu adını alan bu çalışma-öğrenme-yaşama okulu, ana babaları iç savaşta ya da hastalıktan, açlıktan ölen sokak çocuklarını bir araya getirdi. Bu toplum dışına itilmiş gençleri değiştirmek ve onları birer dürüst, değerli, üretici insan haline getirmek, Makarenko'nun yaşamının ereği oldu. Buradan elde ettiği zengin yaşam deneyimlerinin ışığı altında yıllar sonra kaleme aldığı 'Yaşam Yolu' kitabıyla da büyük bir eğitimci olduğu kadar büyük bir yazar olduğunu kanıtladı. 'Bu kitap benim her şeyim', diyen Makarenko, bu yapıtını tümüyle olgulara dayandırmış, birkaç ad ve durum dışında hiçbir şeyi değiştirmemiştir

MAKSIM GORKI
ESER ADI: Taşralı Oblomov / Matvey Kojemyakin Cilt 1
Gorki bize Matvey Kojemyakin tipinde yeni bir Oblomov tipi sunar. Kojemyaki'in hayatını değiştirme isteğinin başarısızlığa uğramasının temelinde, kendi içine kapalı taşra kasabasında, kendini dıştan bencilce soyutlayan insanı buluruz. Matvey Kojemyakin o çirkin, iğerenç, asalak yaşadığı'huzurlu, barış içindeki taşra dünyasından' çıkarak güzel, sahici bir insanlık dünyasında yaşamayı arzu eder. Bir devrimciye âşık olur. Kafasında her günü bayram olan, dertsiz bir hayat vardır; ama başka insanlara ne ihtiyaç ne de özlem duyar o; gözlerinin önüne sevgilisiyle baş başa içine kapanacakları bir manastır., bir şato getirip durur. Elbette sadece aşkı değil, bütün hayatı başarısızlığa uğrayacaktır.
'Taşralı Oblomov' Matvey Kojemyakin: Hayallerin çöküşü.

MAKSIM GORKI
ESER ADI: YASANMIS HIKAYELER
Yaşanmış Hikayeler'de Maksin Gorki, gerçekçi edebiyat öğlerinin seçkin bir bileşimini yaratmıştır. 'Makar Çudra, ' 'Kocakarı İzergil, ' 'Şahinin Türküsü'... Hikayelerde, söylence (efsane) , masal ve folklor öğeleri, seçkin bir edebiyat düzeyine yükseltilmiştir. Yer yer bireysel başkaldırı özellikleri de taşısa, tümüyle bu hikayeler halkın yaşam ve özgürlük tutkusunun simgesi olmuştur.
Ataolu Behramoğlu
'Ara sıra bir iki söz ederek, kıyı boyunca yürümeye başladık. Ayaklarımız küçük deniz kabuklarıyla kaplı yumuşak kumsala batıp çıkıyor, dalgalar uyumla hışırdıyordu. Kimi zaman denizin taşıyıp getirdiği ağdalaşmış denizanalarına; şişmiş, kararmış ağaç parçalarına ve küçük balıklara rastlıyorduk... Serin, taze bir meltem denizden bozkıra doğru esiyor, kumları tozutarak uzaklaşıyordu.'

MAKSIM GORKI
ESER ADI: EDEBIYAT YASAMIM
Rusya'daki proleter devrimin tüm süreçlerini yaşayarak yetişmiş bir yazar olan Maksim Gorki'nin bu yapıtı, kendisini yazarlığa iten, etkileyen ya da oluşturan koşulları, insanları, yazarları ve düşünürleri anlatan önemli bir belgedir. Çok önemli bir tarihsel dönemde, yaşamın tüm acılı koşulları içinde yazarlığı öğrenmeye çalışan gerçek bir proleter yazar olarak nasıl çalıştığını, çevresini nasıl gözlemlediğini, kitapları nasıl bir açlıkla okuduğunu ve en önemlisi de kültüre verdiği yerin büyüklüğünü görüyoruz.

MAKSIM GORKI
ESER ADI: Taşralı Oblomov / Matvey Kojemyakin Cilt 2
Gorki bize Matvey Kojemyakin tipinde yeni bir Oblomov tipi sunar. Kojemyaki'in hayatını değiştirme isteğinin başarısızlığa uğramasının temelinde, kendi içine kapalı taşra kasabasında, kendini dıştan bencilce soyutlayan insanı buluruz. Matvey Kojemyakin o çirkin, iğerenç, asalak yaşadığı'huzurlu, barış içindeki taşra dünyasından' çıkarak güzel, sahici bir insanlık dünyasında yaşamayı arzu eder. Bir devrimciye âşık olur. Kafasında her günü bayram olan, dertsiz bir hayat vardır; ama başka insanlara ne ihtiyaç ne de özlem duyar o; gözlerinin önüne sevgilisiyle baş başa içine kapanacakları bir manastır., bir şato getirip durur. Elbette sadece aşkı değil, bütün hayatı başarısızlığa uğrayacaktır.
'Taşralı Oblomov' Matvey Kojemyakin: Hayallerin çöküşü

MAKSIM GORKI
ESER ADI: Artamonov Ailesi

Artamonov Ailesi, Gorki'nin yapıtları arasında en etkileyici ve en dramatik olanıdır. Bu kitapta Rusya'daki orta sınıfların Devrim öncesi onyıllardaki trajik başarısızlığı yoğunlaştırılmış biçimde, kumaş üretimiyle uğraşan bir ailenin küçücük dünyasında görüldüğü şekliyle aktarılmaktadır.
Bu, Gorki'nin karakter yaratma gücünü ve ilk öykülerinde bütün dünyayı kendisine hayran bırakan etkileyice edimlerle dolu sahneleri ustalıkla düzenleme yeteneğini en iyi sergileyen eseridir.
Mizahla trajediyi, şiddetle acımayı, coşkunlukla içedönüklüğü eşsiz biçimde harmanlayan Gorki, burada şimdiye dek hiç ele almadığı büyük ve haraketli bir temadan yararlanmıştır.
Sanki Sovyetlerin zaferi, Gorki'nin kitapları arasında başyapıt olan bu romanın ortaya çıkması işaretini vermiş gibidir.1925 yılında, yabancı bir ülkede olmanın getirdiği uzaklıktan geriye baktığında,1917'de sona eren bir çağı, daha eksiksiz bir anlayışla görebilmiş ve drama duygusunu müthiş ölçüde geliştirmiştir.
Artamonovların yükselişi ve düşüşü, deyiş yerindeyse, tarihin büyük bir çağının ötesinden gözlemlenerek anlatılmaktadır. -Alan Hodge-

FYODOR DOSTOYEVSKI - EZİLENLER
Bir tarafta geçimini makalelerle, gazete yazılarıyla sağlayan, aşkın bir anlamda özveri olduğuna inanan bir genç; diğer tarafta yeni bir dünya kurmayı amaçlarken elindekileri de kaybeden, imkansızın peşinden koşan, daha da kötüsü babasını üzen bir kız. Yoksulluk içinde bir ömür süren, annesini kaybeden, yürekleri yakacak bir şekilde hayata gözlerini yuman bir yavru... Gözünü bürüyen para hırsı için iki gencin geleceğini karartan, entrika, dalavere ve ayak oyunlarını kendine meslek edinen, iki yüzlü, tehlikeli bir tip... Ayakları üzerinde duramayan, kararsızlık içinde kıvranan, labirentteki fare misali koşturan, şıpsevdi bir zavallı... Evet, "Ezilenler", zıtlıkların uyumu, Romantizm’le Realizm’in bir potada eritildiği bir roman. Teori ve pratiğin çok farklı kavramlar olduğunu gözler önüne seren canlı bir örnek. "Ezilenler"i okurken, bir yandan gözleriniz yaşaracak, diğer yandan hayatın acı gerçekleriyle yüzleşeceksiniz. "Ezilenler", her insanın ayrı bir dünya olduğunu gözler önüne seren bir şaheser, sayfaları heyecanla çevireceğiniz bir klasik.

HENRI STENDHALL - PARMA MANASTIRI
"Bu romanı 1830’daki aslından hiçbir şey değişmeksizin yayımlıyorum. Bunun iki sakıncası olabilir. Birincisi, okuyucu bakımından: Kişiler İtalyan olduklarındanokuyucu daha az ilgileneceklerdir belki. Bu ülkenin insanları Fransızlar’ dan oldukça farklıdır. İtalyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. Zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. Sonra, yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için.
İkinci sakınca ise, yazarı ilgilendirmektedir. Açık söyleyeyim, öykünün kahramanlarının yaradılışlarının sertliklerini, tutarsızlıklarının olduğu gibi bırakmayı göze aldım. Buna karşılık çekinmeden söylüyorum, yaptıklarının çoğuna da ahlak bakımından ayıpladım. Parayı her şeyden çok seven, kin ya da sevgi uğruna hiç günah işlemeyen Fransızlar’ ın yaradılışlarındaki yüksek ahlakı, sevimlilikleri onlara vermek neye yarar? Bu romandaki İtalyanlar, bunun tersidirler. Zaten ban öyle geliyor ki, insan ne zaman güneyden kuzeye iki y6üz fersah yol gitse, yeni bir manzara gibi yeni bir roman da çıkar ortaya. Papazın sevimli yeğeni, düşes Sanseverina’yı tanımış, çok da sevmişti. Benden de onun başından geçen ayıplanmaya değer olayları hiç değiştirmeden yazmamı rica etti. Ben de bu ricalarına uydum." 23 Ocak 1839, H. B. Stendhal

HENRI STENDHALL - KIRMIZI VE SİYAH
Eser “Kırmızı ve Siyah adını, askerlerin kırmızı üniformaları ile ruhban sınıfının siyah cübbelerinden alır." Roman, Kral X. Charles’ ın tahta oturduğu 1820’lerin Fransa’sında geçer. Verrieres köyü’nden Julien Sorel isimli akıllı, yükselme tutkuları ile dolu bir gencin hayatını ve 19. yüzyıl Fransa’sının bütün kesimlerine yönelik gerçekçi eleştirilerini kağıda döker Stendhal... Stendhal, 19. yüzyıl Fransız edebiyatını saran romantik gerçekçiliğin en ilerici görüşlere sahip yazarı sayılabilir. Yazar, devrim öncesi aydınlanma düşüncesine ve ideallere bağlıydı. Üstelik içinde yaşanılan dönemin geçiciliğine ve 1880’lerden sonra burjuva kültürünün evrimleşeceğine dair bir inancı vardı. Eserdeki anlatımında zaman zaman burjuva toplumunun hırslarına, bayağılıklarına kapılsa da, ahlakı, çalışkanlığı ve gerçekçiliğiyle dönemini çok iyi anlatmıştır.

GUSTAVE FLAUBERT - MADAME BOVARY
1857 yılında "Revue de Paris" dergisinde tefrika halinde yayımlattığı ilk eseri "Madame Bovary", hükümet tarafından toplumun ahlaki ve dini duygularına hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklandıysa da beraat etti ve Flaubert''e ülke çapında büyük ün kazandırdı. XIX. yüzyıl romanının en başarılı örneklerinden biri olan "Madame Bovary", hem ele aldığı konu hem de üslubu ile romanı çarpıcı hale getirmiştir. Anlatılan, emma Bovary''nin trajik hayat hikayesi ve aşkları gibi görünmekle birlikte, 19. yüzyıl Fransız ve yargıları ile ahlak ölçülerinin riyakarlığını ele alır. Romandaki her detayı gerçeklerle yoğurmaya önem veren Flaubert''in, Emma''nın intiharını anlatmak için arseniğin tadına bakacak kadar ileri gitti ve bu yüzden hastalandığı söylenir. "Madame Bovary" de Romantizm hareketinin duygularına kapılan ve onları ciddiye alan boşkafalı bir kadının nasıl fekalete sürüklendiğini gösterir. Bir küçük burjuva kadınının trajedisinin arkasında yatan bayağı, önemsiz ve küçük dünyayı gösterir.

JACK LONDON - MARTIN EDEN
“Kendisi için ise güzelliğe hizmet etmesinin sevinci, onun için yeterli bir ücretti. Ve Ruth’ u güzellikten çok seviyordu. Dünyadaki en iyi şeyin aşk olduğunu düşünüyordu. Onun içindeki devrimin itici gücü aşk olmuştu; onu kaba bir denizciden bir öğrenciye ve bir sanatçıya dönüştürmüştü. Bu nedenle ona göre bu üçünden en iyisi en büyüğü, öğrenmekten ve sanatkarlıktan daha büyük olan aşktı. Şimdiden, anlamıştı ki kendi beyni, Ruth''un kardeşlerinin beyinlerinin ya da babasının beyninin ötesine ulaştığı gibi, Ruth''unkini de geçmişti. Onun bir yıl kadarlık kendi kendine çalışması ve donanımı, dünya, sanat ve yaşam konularında ona Ruth''un sahip olmayı hiçbir zaman umut etmeyeceği bir ustalık vermişti. Bütün bunları kavramıştı, ama bu Ruth''a olan aşkını etkilemedi; ne de Ruth''un ona olan aşkı bunan etkilendi. Aşk fazlasıyla güzel ve soyluydu ve Martin aşkı eleştiriyle kirletmeyecek kadar sadıktı."

HONORE DE BALZAC - GORİOT BABA
Zengin olsaydım, servetimi korusaydım, onlara vermeseydim, şimdi burada olurlardı. Dudaklarıyla yanaklarımı yalarlardı. Bir konakta otururdum, güzel odaların, uşaklarım, ateşim olurdu. Başucumda kocaları ve çocuklarıyla gözyaşı dökerlerdi. Bütün bunlar benim olurdu. Şimdiyse hiç. Para herşeyi verir insana, kızlarını bile. Ah! Param. Param nerede? Bırakacak hazinelerim olsaydı, yaralarımı sarar, bakarlardı bana. Seslerini duyar, yüzlerini görürdüm. (...) Görmek istiyorum onları. Jandarmaları yollayın, zorla getirsinler! Adalet benden yana. Doğa, yasa, her şey benden alınırsa, memleket batar. Açık bu. Toplum da dünya da babalık üstüne kuruludular. Çocuklar babalarını sevmezlerse her şey mahvolur. (...) Babalar, Meclis lere başvurun, evlenmeyle ilgili bir yasa çıkarsınlar. Kızlarınızı seviyorsanız evlendirmeyin onları. Damat bir kızın her şeyini bozan, her şeyini kirleten bir namussuzdur. Evlenme yok artık! Bu evlilikler kızlarımızı elimizden alıyor ve ölürken onları yanımızda bulamıyoruz. Babaların ölümü üzerine bir yasa çıkarın. Korkunç bir şey bu." Goriot Baba... Balzac ın başyapıtlarından biri daha, daha önce yayımlanan Vadideki Zambak tan sonra, "Oğlak Klasikleri" arasındaki hak ettiği yerini alıyor...
HONORE DE BALZAC - VADİDEKİ ZAMBAK
"Vadideki Zambak", gerçekçi romanın öncüsü olan Honore de Balzac’ın en popüler romanıdır. Bazı eserleri dikkatle okunduğunda, yaşanılan zamana göre eşsiz bir toplum bilimini ince bir sadelikle anlatmaktadır. Romantizm’in en güçlü yazarlarından biri olan Fransız yazar, bu romanda bir gönül ilişkisinin insan hayatında kapanmaz yaralara neden olabileceğini, ayrılık ve kavuşmalarla güçlenen bir aşkın insanları değişik boyutlara sürüklediğini anlatmaktadır.
Aşkın zaman ve mekan tanımadığını, mutluluktan hüzne dönüştüğünü ve aşklın gerçek gücünü bu romanı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız...

ALINTIDIR
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2008, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu